Ramazanla gelen şifa…

Ramazanla gelen şifa…

 

11 Aydan daha hayırlı olan Ramazan ayına girdik. Öncelikle ALLAH (C.c)’a binlerce kez şükürler olsun ki bu mübarek aya bir kez daha kavuşmayı bizlere nasip etti. Mübarek Ramazan ayının tüm dünyaya rahmet, bereket ve barış getirmesini canı gönülden niyaz ediyoruz.

 

Bizden önceki kavimlerde olduğu gibi oruç İslam toplumlarına da farz kılınmıştır. Bu yargının gerçekliğini Bakara Süresinin 183. Ayeti: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki! Korunursunuz” bölümünden anlayabiliriz. Sağlıklı, hür, yolcu-misafir olmayan, müşkülü ya da mazereti bulunmayan her müminin oruç tutması hem maddi hem de manevi anlamda bir arınma için gerçekten çok önemlidir. Manevi boyutu herkesin Allah’la kendi arasındaki samimiyetiyle alakalıdır. Ama maddi açıdan ele almamız gereken çok önemli bir konu vardır. İftar menüsü…

 

Oruç tutmanın insan vücuduna faydaları bilimsel açıdan ispatlanmış bir gerçektir. Kan dolaşımının düzenlenmesi, sindirim organlarının dinlenebilme fırsatı bulması, zararlı toksinlerin dışarı atılması bunlardan bazılarıdır. Peki biz bu gerçeklik içerisinde oruç bitimini nasıl değerlendiriyoruz? Tıka basa yemek tüketimi yaptığımız en büyük yanlıştır.

 

Türkiye’de ortalama 17 saatlik bir süre zarfında oruç tutulur. Birçok uzman bu süreden sonra mideyi yoracak besinlerin tüketilmesi konusunda uyarılarda bulunur. Ancak bu uyarılar pek dikkate alınmaz. Eğer sağlığınızı gerçek anlamda düşünüyorsanız bu tavsiyeleri dikkate almanız önemle rica olunur. Akşam ezanının (iftar vakti) okunmasıyla yemek vakti başlar. Sofrada birbirinden güzel yemekler sizleri bekliyor. Yapılması gerekenler genel başlıklar halinde;

  • Zeytin, hurma gibi mide öz suyuna iyi gelecek besinler tüketin: 1-3 adet arası tüketim orucu açmak için idealdir. Fazlası size tokluk hissi verebilir.

 

  • Başlangıç olarak ılık bir çorba tercih edin: Çok sıcak bir çorba mide çeperinize doğrudan zarar verebilir. Unutmayın ki 17 saat boyunca hiçbir besin tüketmediniz.

 

  • Kısa bir dinlenme size uzun bir yemek ziyafeti sağlar: Çorbanın ardından bir süre yemeyin, içmeyin. Bu boşluğu akşam namazı kılarak da değerlendirebilirsiniz. Mola vermekteki amaç sindirim organlarımızın çorbayla birlikte emilim ve sindirim çalışmalarına başlamasından dolayıdır. Ani yüklenme sizi rahatsız edebilir.

 

  • Tabağınızı bölümlere ayırın: Tamamı dolu bir tabak ana yemek size ağırlık hissi verebilir. Onun yerine tabağın ¾ ‘ü kadar diğer besinleri (salata, pilaki, ara sıcaklar vb) kalan kısmı kadar da ana yemeği tüketin. Ana yemeğin fazla yağlı ve baharatlı olmamasına dikkat edin.

 

  • Olmazsa olmazlar: Pirin pilavı, dolma ve sarma(pirinç dolgulu), makarna gibi nişasta ve şeker değeri yüksek besinler tüketmekten kaçının. Bunların yerine çeyrek porsiyon bulgur pilavı tüketmenizde fayda var.

 

  • Tatlı yiyelim tatlı yaşamayalım: Birbirinden güzel tatlıları ana yemekten çok sonra tatmalıyız. Ama her tatlıyı değil. Şerbetli tatlılardan kesinlikle uzak durmalıyız. Kan değerleriniz bir anda sizi acil servisi aratacak seviyeye kadar çıkar. Onun yerine ana yemekten en az yarım saat sonra sütlü tatlılar yemenizi öneriyoruz. İlerleyen vakitlerde ise şerbetli tatlılar da tüketebilirsiniz.

 

Yemek işleri bittikten sonra mutlaka ama mutlaka spor yapın. Spor yapmayı sadece salonda spor aletleri kullanarak terlemek olarak düşünmeyin. Basit bir yürüyüş bile yediklerinizin daha rahat sindirilmesine ve emilimine yardımcı olacaktır. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar…

 

 

ByMuDe

25.05.2017

Bir önceki yazımız olan İşaretin Büyük Araçları Parmaklar. başlıklı makalemizde Başparmak, beden dili ve işaret dili hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemap / Chat / Sohbet