Yeniden Yaşasaydım / Nur Batur

 

rauf-denktas-2

                 Geçen gün hatırı sayılır bir arkadaşım okumak için bana hangi kitabı tavsiye edebileceğimi , tarihe ilgisi olduğunu söylediğinde , kendisine uzun yıllar önce almış olmama rağmen yakın zaman da okumuş olduğum Nur Batur’un  Rauf Denktaş’ın hayatını anlattığı ‘Yeniden Yaşasaydım ‘ isimli röportaj,otobiyografi  ve anı niteliğindeki kitabı tavsiye ettim . Kitabı okurken tarihe meraklı ve sürekli okuyan araştıran birisi olmama rağmen yavru vatan kıbrıs hakkında ne kadar az şey bildiğime , bir çok şeyi yanlış bildiğime ve basın da yada sosyal hayatta bir çok kirli ve amaçlı bilginin nasıl etrafımda döndüğüne üzülerek şahit oldum . Örneğin şahsen ben kıbrısın osmanlılar tarafından istanbul gibi bizans dan feth edilerek alındığını dolayısı ile osmanlı öncesi kıbrıs yerlilerinin rumlar olduğunu zannediyordum . Halbuki yavru vatan kıbrıs bizansdan önce nice kavimlere yurtluk yaptığı gibi bizans dan sonra osmanlı tarafından feth edilene kadar daha çok el değiştirmiş .

Öncelikle ada 1489’da son kraliçesi  Caterina Cornaro tarafından venediklilere satılmış böylece kıbrıs krallığı son bulmuş . Osmanlılar adayı 1571 yılında venediklilerden savaşarak almışlar . 1878 yılına gelindiğinde osmanlı imparatorluğu içinde bulunduğu maddi sıkıntılar yüzünden Rusyaya karşı verdiği savaşta maddi gelir olması açısından adayı yıllık yaklaşık olarak  92.000 altına karşılık ingiltere krallığına kiralamıştır . Ancak ingiliz , ingilizliğini yapmış , 1914 de patlak veren cihan harbini bahane ederek adayı ilhak etmiştir. İşte yavru vatan kıbrısın ve kıbrıslı türkün çilesi o dönem başlamıştır .

Kitap konusunu daha iyi anlayabilmeniz için ben Rauf Denktaş’ın hayatından da öncesi tarihden özet geçtim . Kitap da , Rauf Denktaş’ın dedesi , babası ve aile hayatı hakkında detaylı ve sürükleyici bilgiler mevcut . Uzun yıllar verdiği mücadele , anavatan dedikleri Türkiye’den o dönem kıbrıs halkının beklentileri , Türkiye halkının tepkileri , siyasilerin çabaları , en önemlisi bu gün göremediğimiz dayanışma ve bu sırada karşı tarafın almış olduğu tutumlar sürükleyici ve belgeleri ile sizlere sunulmakta. Beni ençok etkileyen ve okurken tüylerimin diken diken olmasını sağlayan , duygusal olmamama ve kolay ağlayabilen biri olmamama rağmen göz yaşları içerisinde okumama sebep olan sahne , makaryoz ve teşkilatlandırdığı silahlı rum çetelerinin türk halkını valilik binasında kıstırıp katliam yapacakları sıra da kıbrıslı türkler ana vatandan yardım gelecek diye korku içerisinde gözlerini gök yüzüne çevirip uçak beklerken , telgraf üzerine telgraf çekip imdat yetişin bizi öldürecekler diye feryat ederlerken , rum çetelerin karşılarına geçip adeta alay edercesine ;

‘ Bekledim de gelmedin
Sevdiğimi bilmedin
Gözyaşımı silmedin
Hiç mi beni sevmedin’

Adlı şarkıyı söyleyerek adeta insanlarla dalga geçip onları aşağılayarak ölüme hazırladıkları dakikalar da, gök yüzünden seslerini duydukları tayyareleri görünce ,göz yaşları arasında başta kıbrıs fatihi  Rauf Denktaş olmak üzere ,insanların ağlayarak ; ‘Doğacaktır sana vaad ettiği günler Hakkın , Kim bilir belki yarın belki yarın dan da yakın ‘ dizelerini haykırarak meydanlara fırlayıp askerimizi karşılaması sahnesidir. Bu sahneyi okurken göz yaşlarımı tutamadım ve etrafımdaki herkese başta ailem olmak üzere yüksek sesle okuduğumu hiç unutmayacağım . Eğer sizler de benim gibi tarih meraklısı ve kitap aşığı iseniz mutlaka kütüphaneniz de olması gerektiğine inandığım bir kitapdır . Sadece kıbrıs fatihi Ecevit ve Rauf Denktaş değil , Suleyman Demirel ve Erbakanın da nasıl akıllı politikalarla kıbrıs için mücadele verdiklerine şahit olacaksınız .

 

 

Bir önceki yazımız olan Hurda araba parçalarını ağaca dönüştürdüler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Comments

  1. By Enes

    Cevapla

  2. Cevapla

  3. By Black

    Cevapla

    • Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemap / Chat / Sohbet