Bilim İnsanlarını Dumur Eden Vaka: Beyninin %90’ını Kaybedip Bilincini Kaybetmeyen Adam

Evlisiniz ve iki çocuğunuz var…

Memursunuz, düzenli bir hayatınız var…

Hayat tüm monotonluğuyla devam ederken, bir bacak ağrısı sonucunda doktora gittiğinizde hakkınızda çok ilginç şeyler öğrenebiliyorsunuz… Beynimizin aslında bizle ne kadar uyumlu ve ne kadar esnek olduğunun bir örneği daha burda!

Normal ve sağlıklı bir hayat yaşıyorken…

beyin

2007 yılında Fransa’da yaşayan bir memur bacağındaki ağrı ve zayıflık nedeniyle kliniğe gidiyor. Doktorlar, bu adamın çocukluğunda da beyin-omurilik sıvısından kaynaklı benzer problemler yaşadığını öğrenince beyin taraması yapmaya karar veriyorlar.

2007 yılında tespit edilen bu durumu bilim insanları halen tartışmaya devam ediyor.

Doktorlar beyin taramaları sonucunda, beyinde yalnızca ince dış katmanın (kortikal tabakanın) kaldığını, nöronlarının çoğunu kaybettiğini, beynin iç kısmının neredeyse tamamen tükendiğini ve beyin sıvısı ile şişmiş hale geldiğini görüyorlar.

beyin1

Çocukluğunda beyninde su toplanması gibi bir durumla karşı karşıya kalan adamın beyninin 30 yılda yavaş yavaş yok olduğu düşünülüyor. Çocukken bu su toplanmasına karşı stent takılmış fakat 14 yaşında tekrar çıkarılmış.

Az miktardaki beyin dokusuna rağmen zihinsel bir engeli yok, fakat düşük bir IQ’ya sahip.

Bilim insanlarının aklındaki soru şu; talamusu hasar gören bir insanın komalık olurken veya claustrum bölgesi hasar gördüğünde bilinç kaybı yaşanırken bu adam normal hayatına nasıl devam edebiliyordu?

Bugüne kadar beyinle ilgili öğrendiklerimize göre, adamın bilincini yitirmiş olması gerekiyordu.

Brüksel Üniversitesi’nden psikolog Cleeremans bu durumu şöyle açıklıyor:

”Beyin, bilinç ile birlikte doğmak yerine onu tekrar tekrar öğreniyor.”

Yani, bilincin beyindeki bölgesi değişken olabilir. Fakat farklı beyin bölgeleri tarafından bu durum öğrenilmiş.

Beyin devamlı ve bilinçsiz olarak kendi hareketlerini kendisine yeniden tarif etmeyi başarıyor.

Cleeremans şöyle devam ediyor :

“Bilinçlilik, deneyimler üzerinden, yani öğrenmeyle, kendisiyle, dünyayla ve diğer insanlarla etkileşimi üzerinden elde edilen, beynin kendisi hakkındaki kavramsal olmayan kuramıdır.”

Beyin zor durumda kaldığında plastisisite özelliğini devreye sokuyor.

beyin2

Plastisisite özelliği beynin kendini yeniden yapılandırmasıdır. Yani beyin sürekli olarak yeni deneyimlere uyum sağlıyor. Zor bir durumda ise her bölge yeni roller üstleniyor.

Beyin son hücresi kalana kadar görevini bırakmıyor.

Cleeremans’a göre, adamın ufacık bir beyni kalsa bile geride kalan birkaç nöron kendi aralarında yeni bir organizasyon oluşturabiliyorlar ve bu sayede vücuttaki oluşabilecek sorunları minimuma indiriyorlar.

Bir önceki yazımız olan Sanal Dünya Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemap / Chat / Sohbet